Untitled Document
 
  Untitled Document

Untitled Document

 

Sevgili Avşarlar müzik dostları yeni dönemdede nice güzellikleri birlikte yaşamak dileğiyle müzikle kalın -

 
YÖREMİZDEN
 

 

 SİPSİ  NEDİR NE DEĞİLDİR
                                                          
                                                   SUMMARY *

Sipsi, sıbızgu, çukçuk, hotduk is a double-beating reed of bark which is 7 to 10 mm wide and 30 to 50 mm length. Sipsi is generally made from twig of willow (söğüt), fagaceae (kayıngil) and walnut tree (ceviz ağacı). The layer of twig is slightly cut with a knife around the circle (radius of 7 to 10 mm) which is 30 to 50 mm far from the end of the twig by turning the twig on its own axis. After cutting-process is finished, the part (boru) which was 30 to 50 mm is shoot by the knife with the beating of a nursery rhyme: bot bot botlamış/ kara devem botlamış … Than the part is taken out by turning ( boru burmak) it on its own axis. The edge of the part which is taken out from the twig is cleaned from the old layer. After cleaning the cleaned edge of the part is taken into the mouth. The warmness and wetness help to soften sipsi and prevent to rend. The process also makes sipsi to have better sound. 
KEYWORDS: Sipsi, sıbızgu, çukçuk, hotduk, boru burmak, söğüt, ceviz ağacı, kayıngiller

                                                                                              İngilizcesi: Gülnaz Özdemir

 

ÖZET

Sipsi bir halk çalgısıdır. Halkın yarattığı bütün sanatların önünde okumuşlarımız ter dökmektedir. Uzun uğraş ve deneylerden sonra, bilimlerin hepsine bu kadar uyumlu, dengeli, yüz ağartıcı bir sonuca vardıklarında, halkımıza güven ve inançları bir kat daha artmaktadır.      
Ne var ki halk sanatlarına yarım okumuşların zararı zamandan da, şehirleşmeden
de, sanayileşmeden de fazla dokunmaktadır. Bütün olumsuzluklara, bir de internet bataklığı eklenmektedir.        


ANAHTAR KELİMELER

Sipsi  ilkel, küçük, eksik perdeli, dilli düdük, bir tarafı kapalı boru;

Uygurlar zamanından ve daha önceden bu yana Türklerin elinde olan bu ötkü (nefesli)
sazımız ne bilinmeyen bir şey imiş? Bu sazımıza üfleyen, bu sazımız üzerine bilir bilmez konuşan,
sitesinde renk olsun diye söz eden. Çok bildiğini döktürmek için, ahkâm kesen.
Folklor sitesiyiz diyerek bilgiçlikten gelen siteler. Kendimizden olup da dalın ucuna binerek dalı kesenler. Uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde sipsinin deliğine burnunu sokanlar. Kendi büyüklerimizden yanlış kanıda oldukları halde yanlışın savunulmasında ısrar edenler. Bu örnekleri çoğaltmamız baş ağrısından başka bir işe yaramaz. Uzatmayalım.
Kimler neler demiş? Kimler hangi dergilerde ne yazmış, internet sayfalarında neler yazılmış bir bir, birlikte inceleyelim.
Bunları yazarken şu, şunu demiş, bu, bunu demiş deyip konuyu ortada bırakacak değiliz. Öncelikle yöre ustalarına konuyu götüreceğiz. Sonra: İstanbul Teknik Üniversitesinden Öğretim görevlisi Kadir Verim’e, Anadolu Üniversitesi öğretim Görevlisi Erdal Uludağ’a, Süleyman Demirel Üniversitesi Müzik Kültürleri Araştırma ve Uygulama Müdürü Çetin Koruk’a, Mehmet Akif Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Sipsili sanatçısı İnanç Ekinci’ye, S.D.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Cenk Celasin’e S.D.Ü G.S.F. Öğretim görevlisi Levent Yüksele ulaşılarak görüşleri düşünceleri alınıp bu makalelerde kullanılacak.

İlimiz Cumhuriyet Lisesi Fizik laboratuarına gidilerek, sonometre, diyapozon,birtarafı kapalı flüt ağızlıklı silindirik boru, yine bir tarafı kapalı flüt ağızlıklı konik boru, İki tarafı açık kargıdan kesilmiş silindirik boru, (çobandüdüğü), bir tarafı kapalı yani bizim sipsilimiz ve siren düdüğü alınarak fizik kanunlarının ışığında çalışmamız da kullanılmak üzere hazırlanacak.

Bu çalışmamızda Prof. Dr. M. Ayhan Zerenin Müzik Fiziği, Prof. M. J. Le Moıne, Prof. M. A. Blanc ın Genel ve Denel Fizik, Reşat Otmanın Fizik 3-F kitaplarından yaralanılmak üzere elimizin altında hazır tutulacak Anadolu Üniversitesi Öğretim görevlisi Erdal Uludağ’ın gönderdiği ses fiziği notlarından da ayrıca yararlanılacak.
Bu çalışmamızda yöre sanatçısı Hüseyin Demir sipsi ile Müzik öğretmeni Ali İhsan Erkan ve G. S. F. öğrencileri hazır bulunacaklar. Ben araştırmacı Derlemeci Organalog Abdurrahman Ekinci tüm araç ve gereçlerin sağlanması, deney araçlarının bulunması, deney laboratuarının hazır hale getirilmesi, Burdur’dan Deney bireylerinin ve deney araçlarının Isparta’ya sevki laboratuara yerleştirilmesi deneye katılacak öğretim üyesi ve öğretim görevlilerinin yönlendirilmesi, yapılması gereken işlerdin bir kaçı idi.
Neden mi bu kadar hazırlık yapıyoruz? Kurtuluş savaşı mı yapacağız? Hayır! Hayır! Ama beyinlere yerleştirilmiş yanlışları söküp atmak Yunan’ı Anadolu’dan söküp atmaktan zor.
Burdurlu sanatçı ve yazarların neler yazdıklarını öncelikle yazalım görelim.
Burdurlu sanatçı ve yazarların doğru söyledikleri ve doğru yazdıkları karşısında eğildiğimi eğileceğimi saygı ile belirtiyorum.
“SİPSİ: Burdur’a özgü bir çalgıdır. İlkel bir, nefesli sazdır. Türk Halk müziği nefesli çalgıları içinde en küçüğüdür ve boyuna göre gür bir sesi vardır. Kelime anlamı da küçüktür.”(1)
HAMİT ÇİNE                                  “YÖRE ÇALGISI SİPSİ: Sipsi Türk Halk müziği nefesli çalgıları içinde en küçük ve tiz volüme sahip olan çalgılardan biridir. Batı Akdeniz’de Burdur başta olmak üzere “Teke Yöresinde çalınır. Teke bölgesinin önemli bir çalgısıdır. Kelime olarak ta çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır.
Dirmil yöresinde ve Çavdır da dilli düdük adı da verilen sipsi ya da sipsi havası denilmektedir. ”(2)        
.             “Teke Bölgesi. Parmak curası sipsi düzeni de denilen, alt ve üst teller  la orta tel de sol sesine akortlanır. Çam düdüğü ve Çam sipsisi denilir.Bir diğer tür olarak da çifte sipsi vardır. Dirmil ve civar köylerinde kullanılan sipsi tınısı fa diyez, sol, sol diyez, la akortlarındadır. Si, do, do diyez seslerinde bir sipsiyi Dirmil’de bulmak mümkün değildir.”(3)
MEHMET BEDEL

                        Şimdi de internet sitelerimize bir bakalım.
TUFAK sitesi: “Sipsi adı (ince küçük) anlamına gelir. Ege bölgesinde ve Teke yöresinde kullanılan çalgılardandır. Sipsi ile çalınan halk ezgilerinin oyunlu olanlarına Sipsi oyunları da denilmektedir. Sipsi’nin boyu biçimi ve perde sayısı her çalan ve yapan ustaya göre değişmektedir. Gövde kısmı 20 cm kadardır. 1veya 1,5 oktav civarında ses genişliği vardır. Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir, ancak eksik perdeli olması yöre özelliğindendir.”                                   
        BURDUR.GOV. TR :                                                          
           Gölhisar.com tr:
Bu iki sitemiz sanatına ve sanatçısına olması gereken dikkati göstermiştir.

                                                                   
http;//www.golhisar.com/sipsi. htm
Boyu 15–25 cm dir.

 

                   Burdur.com.tr:
“…Mahmut Kılıç’ın ölmesi üzerine  yörede bu çalgıyı yapan Mehmet Bedel isminde bir tek sipsi ustası kaldı…Şu anda evimin altını atölye haline getirdim. ……”
Sipsi burada kişi reklâmında kullanılmaktadır.
Bir reklâmımız vardı, “yüz kapı hemen, bin kapı yarın” Adı geçen ustamızın fazla yorulmaması için binlerce sipsiyi hemen temin ederiz.
http:www.byegm.tr/
Bir üst parağrafdaki bilgileri almış sitesine koymuştur,
http:/www.uludagsozluk.com/aut
25.”halk arasında penis”Çerkes çorbası-Nargile ağızlığı-Balıkların su üzerindeki yüzgeç hareketleri-Pek iç açıcı bir sese sahip olmayan üflemeli bir çalgı –Erkek kediye verilen isim.-
Bu bataklıkta bulunan sinekler bu kadarla kalmıyor ama yazarak olayı daha da
Uzatmaya gerek görmüyorum.

                     TÜRKÇEBİLGİ.
“Sipsi 15-25 cm uzunluğunda ince bir kamıştan yapılır. ” Ve ses alanı sınırlı olduğundan.
http://nedir.Antoloji.Com:
Olumsuz bir yayını yoktur.
http://tr.Wikipedia.org:
“Sipsi 15-25 cm uzunluğunda ince bir kamıştan yapılır. Delikler yörede yaygın olan ezgileri çalacak şekilde Hüseyni dizisine göre açılmıştır ve ses alanı sınırlı olduğundan diğer dizilerin çoğunun çalınması mümkün değildir. Sipside akort yapılmadığından değişik boyda sipsiler kullanılır. “
TÜRKÜ DOSTLARI. BİZ:
“Sipsi adı (ince küçük) anlamına gelir. Sipsi ile çalınan halk ezgilerinin oyunlu olanlarına sipsi oyunları da denilmektedir. Sipsinin boyu biçimi her çalan ve yapan ustaya göre değişmektedir. Gövde kısmı 20 cm kadardır.1 veya 1.5oktav civarında ses genişliği vardır. Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir. Ancak eksik perdeli olması yöre özelliğindendir. Yedi delikli sipsilerin alttan iki deliği açık olmak üzere diğer delikler kapatılarak çalınır. Sipsinin kenar seslerinde devamlı olarak beş delik (perde )kapalı olarak tutulur. “          

BALKAN UNİVERSİTY:
“Sipsi adı (ince küçük) anlamına gelir. Sipsi ile çalınan halk ezgilerinin oyunlu alanlarına sipsi oyunları da denilmektedir. Genellikle teke yöresinde sipsi ile çalınan ezgilerin ölçüleri dokuz zamanlıdır. Sipsinin boyu biçimi ve perde sayısı her çalan ve yapan ustaya göre değişmektedir. Gövde kısmı 20cm kadardır.1veya 1.5 oktav civarında ses genişliği vardır Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir. Ancak eksik perdeli  olması yöre özelliğindendir.Yedi delikli sipsilerin,alttan iki deliği  açık olmak üzere diğ4er delikler kapatılarak çalınır.(Kaynak www. Org. tr)
1Bbibilgi.com:
Bu site bilim ahlakına uyarak bilimsel hata ve yanlıştan uzak durmuştur.      
EĞİTİM YUVASI:http://.egitimyuvasi.com./forum-muzik –aletleri
Tufak sitesinden kopyalanmış aynı yanlışları sitesinde yayınlamaktadır.   
Bu kadar internet sitesini taradıktan sonra bir sonuca varmamız kolay olacaktır. Bütün siteleri taramak bataklıkta tüfekle sivrisinek avlamaktan başka bir işlem olmayacaktır. Önemli olan bize bir fikir vermesidir. Bize bir yol göstermesidir.                  
BURDUR ARAŞTIRMALARI DERGİSİ:
Şengül Kazan Kırcık
“ Batı Akdeniz bölgesinde…
Bir ağaç ve ya tekne üzerine teller takılmasıyla dikey ve yatay olarak çalınırlar.
Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir.
Yedi delikli sipsilerin Altan iki deliği açık olmak üzere diğer delikler kapatılarak çalınır.
Tiz ve ince seslere doğru normal şiddetinden daha güçlü bir nefes gerekmektedir.
Sipsinin ses genişliği 1,5 oktavdır.
Yarım sesleri çıkarmak için perde bulunmadığından bu sesler nefes yardımı ile çıkarılır(4).”
Biz yanlışları, yalanları, atmasyonları, düzeltme merkezi değiliz. Ama aman gözümüzün içine baka baka da bizimle, bilimle dalga geçmelerine de kayıtsız kalamayız. Kötüden, yanlıştan, kusurlardan bilimsel saptırmalardan örnek olmaz ama doğruları nasıl belirteceğiz.
Yukarıda bireylerin, sitelerin neler yazdığını ayrıntısı ile sizlere ulaştırdım. Siteler çığlar gibi önüne ne geldiyse silip süpürüp gidiyor Doğru mudur, yanlış mıdır sormadan sorgulamadan yaz babam yaz yapıyor. Yazıyor da doğruyu yazana iyi veya kötü bir şey diyemiyor. Kişiler öyle mi? Tehdit ediyor. Diş biliyor. Darılıyor. Arkasına ne kadar takma akıllı varsa takıyor saldırıyor.
“Seni yok ederim.
Ezerim.
Toz ederim.
Savururum.”
HAMİT ÇİNE
Bende diyorum ki, suyunu kesip değirmenini mi kuruttum. Atını vurup kazığını mı boş bıraktım. Çocuklarını yetim mi bıraktım. Kişiliğine bir saldırı mı yaptım. Büyüktün de ben mi küçülttüm. Doğruları doğruca yazdın da yalanla yanlışla karşı mı çıktım.
Aklını kiraya veren, Yüreğinden kini nefreti atamayan, bilen düşmanı, uydum akıllıları arkana alarak olayı, konuyu bilim dışına çıkararak, bağırıp çağırarak olayı çarpıtmak, ört bas etmek, dayılaşmak, efeleşmek bitmişliğin tükenmişliğin ifadesi değil midir?         
Soralım şimdi:
Sendeki bu korku niye?
Niye bu kadar paralanıp parçalanıyorsun?
Niye dayılaşıyorsun
Efeleşmek neyi çözer?
Sokak kabadayısı gibi, konuyu sokağa taşıyorsun.
Her halde, olmayan akıl sağlığınızı kaybediyorsunuz?
Diğer bir açıdan bakıldığında sizin davranışlarınıza; yaptığınız hataların, yanlışların ortaya çıkmasından mı korkuyorsun. Yoksa yoksa bilime karşı oluşunuz sizde isyanlar mı oluşturuyor. Karşınızda hazır olda durmayan, yutkundukça yutkunan akıl fukaraları bulamayınca psikozlara mı giriyorsunuz?
Olgun ol.
Efendi ol.
Akıllı ol.
Ongun ol.
Dolgun ol.
Olayı bilim dışına çıkarırsan karşılığını böyle alırsın. Çiçek döl tuttu,
ağaç meyve yüklü. Taş yarılmış su sızmıştır. Siz “Sipsi ilkel bir nefesli sazdır” dediniz, diyorsunuz. Bizde diyoruz ki; müzik fizik tabanlı bir bilimdir. Müziğin bir ayağı da matematiğe basar. Buyur laboratuara deriz. Gideceğiz de laboratuara.    
Benim kişilerle kişiliklerle alıp veremediğim yok. Hiçbir kişi ile sorunum da yok Kimsenin beni düşman ilan etmesine de gerek yok.
Gelin dostlar birlik olalım. Beraber yazalım. Varsa yanlışlarımızı düzeltelim.
Bizden önce bilime tekniğe uygun olarak yazılan, çizilen, derlenen kısacası harcanan tüm emeklerin önünde saygıyla eğiliyorum. Özellikle HAMİT ÇİNENİN.         
ASLANIMIZ YİNE KÜKREDİ: 
“ Sipsi ilkel bir nefesli sazdır.”(5)
“Sen kadar mı biliyorum. Sipsi İlkel bir sazdır. Dedim diyorum. “ (6)
“Seni yok ederim. Toz erdim. Külünü savururum. Duman ederim. Ezerim. Ufalarım.”Eğer Hamit Hoca benim bilimsel bir yanlışımı bulup da dediklerini yapmazsan şu anda size karşı bir sıfat kullanmayacağım. Çünkü terbiyem müsaade etmez,.gerekeni yap derim.

“İlim, ilim bilendir
İlim kendini bilmektir.”(7)
Yunus   
“Bayağılık kişinin kendisini satmasıyla başlar.”(8)
“Okumuşlarımız, egemen yabancı kültürler ve yoz kültürlerin etkisiyle,  kültürümüze, tarihimize, halkımıza ve bizzat kendimize yabancılaşmış,
O büyük çoğunluk ki: günlük yaşamın eski yabancı-yoz kültür ürünleri egemen kılınmış, tarihsel koşularla bağlanmış gözleri, görmez, bilmez, algılayamaz olsun istenmiştir.(9)             
Ha! Diyebilseydin benim bildiklerim bunlardı. Ben bu kadarını yaptım,
Yapabildim, benim bildiklerim bunlardı. Eksiğim, hatam, yanlışım var mıdır acaba? Benden sonra gelenler bilimin aydınlığında sizler daha doğrusunu, daha iyisini, daha güzelini yapın. Meydan sizin. Eğer sıkışırsanız ben buradayım, demek, diyebilmek büyüklük değil midir? Sizler yetiştiniz gözüm arkada değildir diyebilir misin?
Onunla bununla çekişmiyorum. Gelecek nesillere haber veriyorum. Bilimsel görevimi yapıyorum.
Ben bilim dünyasına yazdım, yazıyorum, yazacağım. Benim kişilerle sorunum yok.
“Çalgılar, malzemesi ses olan musiki sanatının gerçekleştirilmesinde rol alır.
İnsanoğlu musikisini beğenisi ve ihtiyacı doğrultusunda geliştirirken, çalgılar da bu musikiyi seslendirebilecek biçimsel ve teknik özellikler kazanmıştır.”(10) 
Biz yinede yüreğimizdeki kini nefreti, ezikliği, kederi silmek, yok etmek için sevgi değirmenini kurup, kurduğumuz değirmende, kinimizi, nefretimizi ezikliğimizi kederimizi öğütüp yok etmeyi denemeliyiz. Başarmalıyız. İşte o zaman başarı bizimle olacaktır.
Buracıkta sorulması gereken, fakat bir türlü soramadığımız, sormadığımız, soruları soralım cevaplar arayalım.
Sipsi nedir?
Sipsi İlkel bir halk çalgısı mıdır?
Fiziksel özelliği nedir?
Fizik biliminde yeri var mıdır?
Hangi boru tipine girer?
Hangi dizileri çıkarabilir ?(Diya tonik-pente tonik)
Çalıma tekniği nedir?
Çalarken de yeni sesler çıkarılabiliyor mu?
Sipsi Karar sesinden başlayarak kaç ses çıkarabiliyor?  
Türküleri çalarken kaç sese ulaşabiliyor?
Sipsinin ses genişliği nedir?
Ön sorulara cevaplar arayalım. Sorunları, soruları harman gibi ortaya yığıp da çözümü unutmayalım. Bize düşen dönüp yeniden düşünmek. Kendimizi denetlerken, kendimizden öncesini de yargılayıp, sorgulamalıyız. Bizden öncekilerin ışığından aydınlanırken bir taraftan
da onların doğru metotlarla doğru çözümlere ulaşıp ulaşmadıklarına bakmak gerekmez mi?
“Düsturum daima bilim+gönül olmuştur; gençler bilim için akıllarını matematiğe sarılarak, gönüllerini ise Türkçeye sarılarak geliştireceklerdir.”(11)
“Ezgiyi yaratan kimse, akademik bir öğrenim görmüş olan sanatçıyı kıskıvrak bağlayan estetik prensiplere ve sınırlı forumlara asla aldırış etmez. Bu yüzden, Türk Halk Müziğinin ezgisel yapısı ilginç bir özellik, saygın bir kişilik ve sağlam içerik taşıyor.”(12)
Türk Halk müziğini yaratmaya aracılık eden çalgılarımızda aynı özelliği, aynı güzelliği taşır ve sergiler. İşi uzatmadan, kocatmadan dönelim ta başa ne demiştik Prof. Dr. M. Ayhan Zeren’e bir varalım.
“Bu çalgılarda boruya yan delikler açılmıştır. Deliklerin temel işlevi hava sütununun boyunu değiştirerek farklı frekanslı titreşimler yapmasını sağlamaktır.”(13a)
Şimdi ses veren borular kanunun yazalım.

                         
AÇIK BORULAR:
Kanun: 1-“ Açık bir borunun ana sesinin yüksekliği, borunun uzunluğu ile ters orantılı olarak değişim gösterir
Konun: 2-Açık bir boru, ana sesten başka, bütün armonikler serisini de verebilir; ve bunları, genel olarak ana sesle birlikte çıkarır.                              

N=k v/2l formülü ne ulaşırız(13b)
KAPALI BORULAR:
Kanun: 1-“Ana sesin yüksekliği uzunlukla ters orantılı olarak değişim gösterir.
Kanun: 2-Ana ses, aynı uzunluktaki bir açık borunun ana sesinin kalın oktavını teşkil eder.
Kanun: 3-Bir kapalı boru, ana sesten başka, tek harmonikleri  de verebilir,ve hakikatte de böyle bir boru ana sesle birlikte bu harmonikleri çıkarmaktadır.  
N= (2k+1) V/4l
Formülüne ulaşırız. (13c)                  

 

                          Öncelikle borular üzerinde duralım. Boru, çobandüdüğü yapmak için kargıdan kestiğimiz iki ucu açık bir silindirdir. Şöyle başlamak en doğusu olur.
A-İki ucu açık borular. (Bizim sipsimizin borusu)
B-Bir ucu açık bir ucu kapalı borular.
Boruları şekillerine göre de ayırabiliriz.
A-Silindirik borular
B-Konik borular
“Boruyu bir çalgı haline getirmek için açılması gereken yan delik sayısı borunun özelliklerine bağlıdır. İki ucu açık silindirik borulara (flütteki gibi) altı delik açılarak yedi perdeli diyatonik dizi çalınabilir. Delikler kapalıyken borunun bütün boyundan yararlanılır ve bu durumda, borudaki hava temel titreşim moduyla (birinci titreşim moduyla) titreşir. En alttaki delik açılınca borunun etkin boyu kısalır; hava sütunu daha yüksek bir frekansta titreşir. Delikler sırasıyla açıldıkça frekans ve dolayısıyla perde gitgide yükselir. Altı delikte açılınca dizideki yedi ses tamamlanmış olur.”(14) a, Zeren müzik fiziği 1995-Ayhan
Matbaası İstanbul
“ÜFLEME ÇALGILAR:
Bu bölümde ise içi boş bir boru içindeki havanın (hava sütununun) titreşmesi yoluyla ses çıkartan çalgıları inceleyeceğiz.
Çıkan sesin yüksekliği borunun uzunluğuna bağlıdır: Boru kısaltıldıkça, ses tizleşir.
Delikler açılıp kapatılırken aslında, borunun içinde havanın titreştiği bölümü uzamakta ya da kısalmakta, böylece de flütten çıkan ses tizleşmekte ya da pesleşmektedir. Hava sütunu kısa olduğunda çıkan ince, uzun olduğunda kalındır.”14) b (Otto Karolyi-Müziğe giriş –Pan yayıncılık          
Şimdi fizik kanunlarına göre bir borunun üzerinde altı delik açalım. Bu altı delikten yedi ses elde ederiz. Üfleme ve açma kapama yöntemi ile sekizinci ses de elde edilir,  Sekiz ses elde edilen bu boru, çobandüdüğü, mey, sipsili(sipsi) kemik düdük, çam düdüğü uyguncaklı düdük, çifte gibi halk sazlarımızdır. Öncelikle penta tonik, (beş sesli dizi) arkasından da yedi sesli dia tonik dizi çalınmaz mı? Bu ön bilimsel bilgiler verildikten sonra ayrıntıya sonradan gireceğim.
Yukarıda iki ucu açık boru, bir ucu açık, bir ucu kapalı boru demiştik. Başa dönerek bir ucu kapalı boruları yeniden tanımlayalım.
“Kamışlı çalgılardaki ağızlıkla, takıldıkları ucu etkili bir biçimde kapatırlar. Bir ucu kapalı(ağızlık takılmamış) bir borudaki havanın doğal titreşim frekanslarını hesaplamak için (5.11) bağıntısının kullanılabileceğini görmüştük.”(15) Zeren
MÜZİK FİZİĞİ KİTABININ 224 SAYFASINDAKİ FORMİL YAZILACAK.
Şimdi dönüp bizim Sipsilimize baktığımızda bir ucu kapalı silindirik bir bordur dememiz tam bir bilimselliktir.
Boruları iki guruba ayırarak incelemiştik şimdide ağızlıkları(sipsileri) inceleyelim. Öncelikle kendi halk çalgılarımızda bulunan sipsileri tanıyalım.
“Silindirik Sipsi sipsisi, uyguncaklı düdük sipsisi
Yassı sipsiler. Zurna, mey sipsileri, çam düdüğü sipsisi
Flüt ağızlıklılar. Flüt, dilli düdükler, karabaş düdük
Zarlılar. Klarnet
“ AĞIZLIKLARIN TASVİRİ
İki nevi ağızlık vardır: Flüt ağızlıkları ve dilliler.
1-Flüt ağızlığında, körükten veya üfleyenin ağzından C mecrası vasıtası ile gelen hava, ağızlığın ağzı (bauche veya lumiere) denilen dar bir A aralığından geçerek üst dudak adı verilen ince B şivli kenarına rastlar(Şek.137) bu hava bir lokomotif düdüğünde olduğu gibi (Bölüm 7 ) sıra ile bir dışarıya bir içeriye doğru çıkar ve ağızlık yalnız başına, borusuz işlediği vakit duyulan bir ses hasıl eder.
2-Dilli borularda hava dikdörtgen biçiminde bir penceresi bulunan bir kutuya gelir; bir ucu tespit edilmiş madeni bir L dilciği (languette )bu kutunun deliğini kapar 138. şekilde temsilen gösterilmiş bulunan serbest dilli ağızlıklarda dilciğin boyutları deliğin boyutlarından biraz küçüktür, öyle ki dilcik titreşirken kenarlara rastlamadan girip çıkabilir. Dilciğin titreşimleriyle kesik bir hava akımı husule gelir ve bunun neticesi olarak ağızlık yalnız başına işlediği vakit duyulan bir ses çıkar.”(16)

 

            Bilimin kendi malları olduğunu sanan bazı uluslar yatay dilli ağızlıklar üretmişlerdir. Biz Türkler ise sipsilide (sipside) silindirik bir boru üzerinde dikey bir dil açarak farklılığımızı,farkımızı yaratıp bilim dünyasına emanet etmiştir.

    
      Bir org ağızlığı ile bizim  sipsimizin ağızlığını yan yana koyar incelersek aynı fiziksel kanunlara dayandığını görürüz Bizim sipsimizde (ağızlığımızda) bize özgü,
Kişiliğimize ve müziğimize uyan, bize has, biz olan silindirik, dikey duran, dikey dilli bir saz yaratmışızdır. Bu taklitçilikten, yamacılıktan, öykünmecilikten uzak bir sanat eseri değil midir?
                              
                                       “SES VEREN BORULAR:
                              İçindeki hava sütunu titreşim haline koyulduğu zaman bir müzik sesi veren herhangi bir boruya ses borusu denir.
                             AĞIZLIKLAR:                  
                             Müzik aletlerinde kullanılan ağızlıklar iki türlüdür.
                             Flüt ağızlığı: 
                            Yapılışı bakımından bir düdüğe benzer ağızlığa üflenen hava, küçük bir odacığı geçtikten sonra ince bir aralıktan çıkar ve keskin bir levhaya çarparak,nöbetleşe borunun dışına ve içine gider. Böylece, boru içindeki hava sütunu titreştirilmiş olur.        
                            Dilli ağızlık:
                            Üflenen hava ağızlıktan ses borusuna açılan küçük bir pencere önüne konmuş olan ve dil denilen çelik veya ağaçtan yapılmış ince bir lamı titreştirir: (şekil 104 b) Bu dilin titreşmeleri, boru içerisine, kesikli bir hava akımı gönderir.”(17)
                            
                             Sipsi  iyi bir ustanın elinde tarih boyunca müzik yaratmaya devam ediyor, devam edecek.İyi Usta yetişebildikçe
                             Sipsimiz hangi dizilerden başlayarak hangi dizileri çalabilir:
                            “ Öncelikle Pentatonik dizi: Sıf. (Fr.Pentatonigue)Müz.Yarım tonluk aralıklar içen (emitonik) yada içermeyen (anemitonik)beş seslik ıskala(ikinci türden pentatonik ıskalaher tür armonik etkinin dışındadır.Öbür türü ise,melodik hareketin yönüne göre,zayıf derecelerin atlanıp kuvvetli derecelerin kullanılması sonucudu.”) (18)
                                 Diatonik: Fransızcası “diatonigue” Bu sistem beşliler çeviriminin ilk yedi sesinden elde edilen notalara göre kurulmuştur. Birbirini izleyen bu notalar ya olduğu gibi kalır (Pisagor sistemi) yada çeşitli etkiler sonucu, ilk anlamlarından uzaklaşmadan hafifçe yer değiştirir.(Zarlino sistemi)
                                Tonal armonide  “diatonik” terimi seslerin arasına sokulan “kromotik” dereceler hesaba katılmadan yapılan ses sıralamasını belirtir. (Klavyeli çalgılarda sadece beyaz
Tuşlar)(19)
                                 Sipsimiz hangi dizileri çalabilir demiştik; başlangıçta pente
 Tonik, boru üzerine altı delik açınca diatonik dizi çalındı ileride hangi dizileri çaldığı açık açık gösterilecektir.
                                  Başlarda bu makalenin yazılması için bir sürü hazırlık yapmıştık bu hazırlıkları birer birer açalım. Ne gereği vardı? Bu kadar niye uğraşıyorsun? Aklını çomaç edip yedin mi diye soranlar olacaktır. Dayanma yüzeyini mi kaybettin. Yaşlandıkça daha mı duyarlı oluyorsun diyenlere ne diyeyim? Yalan pazarında toz duman satanlar var onları kovalamak için uğraşıyorum.
                                 Bu araştırmaya kimler mi katıldı? Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Yardımcı Doçent Doktor Cenk Celesun; S.D.Ü.G.S. F.Öğretim Görevlisi Leveant Yüksel; S. D. Ü. Müzik Kültürleri Araştırma Merkezi Müdürü Çetin Koruk;
Müzik Öğretmeni Ali İhsan Erkan; Araştırmacı Derlemeci Organalok Abdurrahman Ekinci; Prof. .Dr.Kubilay AktulumYöre sipsili sanatçısı Hüseyin Demir katılmıştı.
                                 Bu araştırmada hangi deney araçları mı kullanıldı? Sonometre, flüt ağızlıklı silindirik boru, flüt ağızlıklı konik boru, flüt ağızlıklı kare pirizma şeklinde boru bir siren, delikleri açılmamış kargıdan bir boru; delikleri açılmış bir çobandüdüğü, İki ayrı uzunlukta sipsili(sipsi);Süleyman Demirel Üniversitesi Sütütyosunda bulunan tüm araç ve gereçler vardı. 
                                 Bu deneyde dediğim dedik, çaldığım düdük demeden, ben dedim öyledir, öyle olmalıdır, diyerek bir boşluğa düşmeden şu bilimsel bakış ve duyuşlara her zaman uyacağız.
                                 a-Bakan göze göre;
                                 b-Dinleyen kulağa göre;
                                c-Ölçümü yapacak makinelerin ölçümüne göre;
                                 d-Sipsiyi ve diğer deney araçların öttürecek(çalacak) kişinin çalmasına, ustalığına göre;
                                 e-Deney de kullanılan çalgı aletlerin o andaki durumuna göre;.
                                 f-Deneyde kullanılacak  sipsinin uzunluğuna göre;
Bütün yan etmenler, ruhsal etmenler, teknik etmenler, çalışmamıza etkili olacağı göz önünde bulundurularak çalışmamıza devam edeceğiz.
                                  Tarih 03.06.2009, saat 20, yer S.D.Ü.südütyosu Hüseyin Demir 14 cm uzunluğundaki sipsi ile bizim onu duyduğumuz, onun bizi duyamadığı Stüdyoya  geçti. Elinde do karar bir sipsi olduğunu söyledi. Öncelikle sipsi akort edildi. Öğretim görevlisi Levent Yüksel ses alma ve ses ölçme cihazının başında idi.                                   
                       
                        “Hüseyin bey! Sipsinin bütün deliklerini kapatarak şiddetle üfleyin. İstediğini mikrofon aracılığı ile iletiyordu. Hüseyin usta sipsilisine üflemeye başlamıştı. Levent hoca sol-la-si notalarına arka arkaya bastı. Sonra do sesini bastı. Hüseyin usta başlangıçta do sesini çıkartıyordu. Levent hoca do sesini iyice kayıt altına almıştı. Birinci parmağınızı kaldırın üfleyin. Sipsi arka arkaya sesleri çıkarıyordu. Belirlediğimize göre, ilgili makinenin kayıt ettiğine göre, do-re-mi fa-sol- la-si –do sesleri kayıt altına alınmıştı. Benim duyabildiğim bunlardır. Ayrıntıyı Levent ve Cenk hocam yazacaklar.
                             Hüseyin ustanın üzerinde iki ayrı uzunlukta yani iki ayrı kararda sipsi  bulunuyordu. Hüseyin usta aynı işlemi ikinci sipsi ile de yaptı. Ayrıntılı yazıyı Cenk hocamla Levent hocam yazacaktır.
                                 Levent Hocam:” Hüseyin bey bu çalışmamızı birde türkü çalarak deneyelim”
Sipside Burdur un sayılı uzun havalarından Yağmur yağar şıpır şıpır buz gibi. Ben de eriyorum çürük tuz gibi .Gocan ile geçincemen yoğ ise .Boşan gel kabulümsün gız gibi.Kulaklarıma çok ta güvenemem ama dizisinde 11 ses olan bir türkümüz çalınıyordu.Sonra Muğla’ya geçildi;Kerim oğlu zeybeği çalındı anladığım kadar dizisinde 11 ses vardı.Bu zor olayı bu gurup tekrar bir araya gelerek yeniden olayı yaşayacaktır.Bende sizlere yazacağım.
                                  Konunun sonuç bölümüne geçmeden sipsi  için Mahmut Ragıp Gazi Mihal’e ve derleme sözlüğümüze bakmadan geçmek olmaz   
                                   “En eski ((borgu)) kelimesine gelince: o, eski kitaplarında da belirttiğim gibi, batı Türkçesinde (boru)) olmuş, fakat Asya da her ikisinin türlü söylenişleriyle yaşamakta bulunmuş, hatta Farsçaya bile girmiştir: borizen yapılmıştır. Mızıkacılar dilimizde ((borazan))yaşadığı gibi, çoban çocuklarımız da ağaç kabuğundan en eski Türkler gibi bura bura boru yapıp ve sipsi (sıbızgı) takıp öttürürler. (Bak: Çocuk çalgıları).
                                     Anadolu ve Trakya da çocuk düdüklerinin yapılma adetleri çeşitlidir; fakat aslının bir uydurmalık değil, bir gelenekten kalmalığı apaçıktır: tekerlemeleri ve göreneği vardır.
Ağaç kabuğundan boru burup tepesine (sipsi)takmaları çocukların ayrı bir marifetidir. (Sipsi ) ile ((boru))(yani eski söylenişlerden olarak sıbızğı ile borgu)bu oyuncakta iç içe geçmiş bulunuyor.” (20)

  Ansiklopedi ve sözlüklerde sipsili (sipsi) aşağıdaki şekilde tarif edilmektedir.
Türkçe Sözlük Sayfa 666
Sipsi  isim . 1.) Gemici düdüğü
2.) Zurnanın dudaklara gelen kamış kısmı.
B)Okyanus Ansiklobedisi Cilt8 Sayfa 2611
Sipsi  isim . 1.)1. Eski T. Sıbızgu
2.) Gemici düdüğü
3.) Zurnanın dudaklara gelen kamış kısmı.

Derleme Sözlüğü: Cilt10 Sayfa 3645
Sipsi : (1) [sipsi, süpsübü]

  1. Ağaç dallarından yapılan düdük (Banus, Eğirdir, Gölcük, İzmit, Ke, Suluca, Lapseki, Çkl, Mustafa Kemal Paşa, Brs, Bozüyük, Bil, İstanbul, Mecidiye,  Or. , Tr., Koyulhisar, Ağrakos, Suşehri, Sv, Ank, Çumra, Ermenek, Kn, Kalkınkürü, Muğla, Çorlu, Tk., Lüleburgaz)
  2. Madenden yapılmış düdük (polis, bekçi, gemici vb için)

 

                                               


 

                                                                                 

 

 

                                                                                  SONUÇ   
Yazının içinde sipsinin Fizik kanunlarına uyduğunu, bu kanunlara göre yaratıldığını, bir eksikliğinin veya bir fazlalığının olmadığını fizik, matematik müzik kanunlarını sipsilide bulmak daha kolaydır desek yanılmış olmayız.
Kişilerin ve sitelerin kasıtlı, bilmeyerek, anlamayarak, kes yapıştır yöntemini uygulayarak yaptıkları bilimsel hatalarına bilimsel cevaplar verilecektir.
Sipsi ilkel bir halk çalgısı değildir. Bilim kanunlara uygundur.
Sipsi sözcüğünün anlamı küçük demek değildir.
Sipsi sadece Burdur da çalınıp tanınmaz bütün Türkî Cumhuriyetlerde tanınır ve çalınır. Hem de insanlık tarihi ile birlikte.
Sipsi dilli düdük değildir. Dilli düdük çocuk oyuncaklarında zipside, Türklerin dilli düdüklerinde, karabaş düdüklerde bulunur. Avrupa’nın flütünde de dil bulunur.
Her yörede her karar sipsi yapılır çalınır. Karar işi kulak işidir.
“Sipsi ince ve küçük anlamına gelir” Yazanın, konuşanın, saçmalığıdır. Lütfen derleme sözlüğünün, Türkçe sözlüğün ilgili maddelerine bakınız.
Sipsi oyunları diye bir şey yoktur. Teke yöresi oyunlarının adlarını yazalım: Menevşeliler, tüngümeler, ayak sallamalar, kabaardıç, yayla yoları, zeybekler, kadın oyunları, Zortlatmalar, tek zeybekler, kesik zeybekler, gökte yıldız elli altmış, gaggili,daddiri.
Sipsinin biçimi hiçbir zaman değişmemiştir. Silindirik bir borudur. Sipsinin boyu ise, şu anda si ve do karar sipsilerde 14–16 cm uzunluğundadır. Üstte beş, altta bir deliği vardır.
Sipsi eksik perdeli bir çalgı değildir. Bilgiçlikten gelen bir kişinin
Omuriliğinden attığı bir atmasyondur.
Yörede eksik perdeli bir türkü yoktur. En geniş dizili türküler Teke Yöresinde bulunur.
“Sipsi yapan usta kalmamıştır.” Yüzlerce sipsi yapan usta adı ve adresi verebilirim. Konuyu kullanarak sömürü aracı haline getirmek sömürücülüğün, çirkefliğin, ta kendisidir.
Tüm siteleri Halk sanatlarına saygılı olmaya davet ediyorum. Halk sanatları eğlenilecek, küçümsenecek, dalga geçilecek meta değildir. Yani ne demek oluyor:””Sipsi penistir.”
Sipsinin boyu 15–25 cm değildir.
Ses alanı sınırlı değildir. Geniş bir ses alanına sahiptir. Sınırsız, sonsuz bir ses alanına da sahip değildir.
“Eksik perdelidir.”
Değildir. Türkülerin dizileri de eksik değildir. Yurdumuzun çeşitli yörelerinde dizisinde 3–4–5- ses bulunan türküler çalınmakta söylenmektedir. Sipsinin çalmakta olduğu dizilirde (türkülerde) 8–9-10-11-12-13 ses bulunmaktadır. Bunu yazmama anlayanlara bilenlere saygısızlık olarak kabul edilmesin. Yöre sazına, yöre türküsüne, yöre sözüne söz söyleyenleredir.
Sipsi sadece yöre türkülerini çalmaz tüm Türkiye’nin türkülerini çalar. Dünya uluslarının da türkülerini çalar.
“Sipsi akort edilemez.”
Sipsi ağızlığının üzerine sarılan bir iplik sargı ile akort edilir. Bu sargı dilin boyunu kısaltırsa ses tizleşir. Bu sargı dilin boyunu uzatırsa ses pestleşir.
“Yedi delikli sipsilerde alttan iki deliği kapatılarak çalınır.”
Hiçbir boru (üflemeli saz )yukarıdaki gibi çalınmaz.
Sipsinin yarattığı boğaz havaları en az üç sesli çalınırlar. (duguk boğazı, Çörten boğazı, Dirmil boğazı, Hayta boğazı, Kozağaç boğazı, Çömlek kırdıran boğazı, Nene torun boğazı, Koca karı boğazı, Dumanlı boğazı.)
“Sipsili ile yarım sesler çalınmaz.”Sipsilide bütün diziler çalınır. Bütün diyez ve bemoller çalınır.
Not: Deneye katılan Hocalardan Levent Yüksel ile ikinci buluşmamızda söz yine o çalışmamıza vardı. Levent Hocam benim sorularımdan duygulandı ve eline kalemi alarak bir portre çizdi, portre üzerinde bir si notası yazdı altına da B–4 yazdı. Sonrada bir la notası yazdı. Altına da 440-Hz yazdı. Ekledi ”Kim ne derse desin veya diyebilsin diyemez de o çalışmamız bu ölçüler içinde başlar:  Si-do – re- mi-fa –sol-la –si-do seslerini içeriyordu. Bu deneyi yenilemek gereğini hissediyorum” dedi.
Tüm özel kişilere, bütün internet sitelerine bütün basınımıza duymaları görmeleri dileği ile.                       
KAYNAKLAR
1-Hamit Çine –Burdur Ticaret ve sanayi odası dergisi Burak basın Yayın Sanayi Tic.ltd. şirk. basımı.
2-Burdur life-Burdur belediyesi kültür hizmetleri: Sayfa 56 -57
3-a-Mehmet bedel-Birinci Burdur Sempozyumu Bildirileri: Sayfa 1230 – 31 -32 -33
3-b-Tufak Sitesi
4-Şengül Kazan Kırçık-Burdur araştırmaları: Sayfa 94- 95 – 96
5-Burdur Ticaret Ve Sanayi Odası Kitapçığının eğitim ve kültür bölümü
6-Hacı Ali Yılmaz’ın Dükkanında: Hamit Çine’nin Sözlü saldırısı, Hacı Ali Yılmaz’ın tanıklığı
7-Basından çıkma.
8-Basından çıkma.
9-Muammer Sun –Murat Katoğlu –Türk Kalarak Çağdaşlaşma Türkiye’nin Kültür Sanat Sorunları Sayfa:19
10-Zehra Tülün Değirmenci- Geleneksel Çalgılarımızda Ontolojik Temeller ve Biçimsel Değişmeler Yayınlanmamış Yüksek lisans Tezi: Giriş bölümü
11-Oktay Sinanoğlu – Bye bye Türkçe –Sayfa: X
12-Veysel Arseven- Salih Turan –Türk Halk Musikisinde Çeşitli Görüşler
13-Prof. Dr. M. Ayhan Zeren –Müzik Fiziği: Sayfa 220
13 /b-Prof M. J. Le Moıne-Porf. M.A. Blanc – Çeviren: Prof Celal Saraç
Genel ve denel fizik-Sayfa- 180- 181- 182-183
13/c-A.G.E Aynı sayfalar
14- a-A.G.E. Sayfa: 220
14-b Otto Karolyi –Müziğe Giriş  sayfa-148-149
15-A.G.E. Sayfa: 223
16-Prof. M. J. Lemoıne Ve Prof. M.A. Blanc
Çeviren – Fizik Prof. Celal Saraç
Genel Ve Denel Fizik -Sayfa: 186 -187
17-Reşat Otman –Fizik III-F Sayfa: 127
18-Büyük Laroousse Sözlük Ve Ansiklopedi
19-Ahmet Say –Müzik Ansiklopedisi: Sayfa -44

KAYNAK KİŞİLER
GÖZLEMCİLİR

1-Prof. Dr. Kubilay Aktulum
2-Yar. Doc. Dr.Cenk Celesun
3-Levent Yüksel S. D.Ü. G. S. F. Öğretim Görevlisi
4-Çetin Koruk S.D.Ü. Müzik Kültürleri araştırma ve uygulama müdürü
5-Hüseyin Demir Sipsi Halk sanatçısı
6-Ali İhsan Müzik öğretmeni
7-Bölüm öğrencileri                                            
*Abdurrahman EKİNCİ      

  Öğretmen-Araştırmacı-Derlemeci-Organolog                      

 

 
 

Tasarım : Mengü Demir demirmengu85@hotmail.com

Bu Site Avşarlar Müzik'in resmi sitesidir. Avşarlar Müzik imtiyaz sahibi Hüseyin Demir'in izni olmadan hiç bir alıntı yapılamaz. Her hakkı saklıdır.